Şubat 27, 2009

372

Albino girl with a red coat. She was blind.

A fire truck pulling another truck carrying a piano.

Birini anneme benzettim. Bej kaban giymiş, yaşlı bir adamdı. Sırtını dimdik tutarak asker gibi yürüyordu, ama usul usul.

Motorlu polislerin parlak mavi ve yusyuvarlak kaskları var.

Ikinci kısa kollu t-shirt giymiş adam geçti.

Biftekli sandviç güzel degildi. Üç peçete harcadım.

Yaşlı bir çift. Ikisi de beyaz saçlı. Iyi giyimliler. Adam, acele etmeden kadının sigarasını yaktı. Kadın bir nefes çekip, düşüncelerine devam etti. Adam, şimdi pipo içiyor. Ara sıra da uzanıp, kadının içeceginden bir yudum alıyor. Alışkanlıklarından farkında olmadan mutlular.

Jung, kadınların animasına ne isim veriyordu. Bir rüya gördüm. 'Kadınların bir erkegi olmaz' diyen kız haklı mı? Ve, loyalty'nin Türkçesi ne?

Staples'da 26 dolara 'boşanma seti' satılıyor. Evlilik öncesi anlaşması dahil, borç ve malların paylaşılmasıyla ilgili tüm kanuni formlar içindeymiş.

Artık kısa kollu kimse geçmiyor.

371

The propositions describing this world-picture might be part of a kind of mythology. And their role is like that of the rules of a game; and the game can be learned purely practically, without learning any explicit rules.
Wittgenstein/On Certainity, 95.

Şubat 23, 2009

370

Birazdan yağmur patlayacak. Yazın ıslandığında insan umursamıyor.

Geçen sefer şemsiyeye rağmen adım atamadım. Bir saçak altına sığınıp, ıslanmaya orada devam ettim. Koşarak gelen biri daha saklandı aynı kovuğa. O, baştan aşağı sırılsıklamdı. Şemsiye altına davet etsem mi diye düşündüm. Sonra, 'şemsiye de işe yaramıyor zaten' bahanesiyle durdum.

Hava karardı, ama kuru. Bir yarım saat daha bekler mi? 5:05.

Yine günleri, saatleri saymaya başladım.

Sınıftan tanıdığım biri yan masada arkadaşıyla oturuyor. Yağmur yağarsa birlikte yürürüz. Şemsiyeyi biriyle paylaşmakta kararlıyım bu sefer. Şirin bir kız.

Tuhaf bir Haziran. Geçen yıl da böyle miydi? İstanbul'a mı gitsem? Acaba orada da saatleri sayar mıyım?

Yağmur başladı bile. Yan masadaki yaşlı adam, "şemsiyenizi paylaşabilir miyim?" diye sorup, karşıma oturdu. Bu kadar basit olabilir mi?

Sigarası bitince gitti. Yazmaya devam edebilirim. Açık havada, hava açıksa daha keyifli oluyorum, evet. 5:23.

Ithaka'ya dönüp ne yapacağım? Hoş, televizyon seyrederken insan saatleri unutuyor. O da bir yön. Yarın bilmediğim bir kütüphanede, bir kitap avlamam lazım. Yoksa, 15 dolara satın almak gerekecek.

5:30. Yapılmayı bekleyen işler. O şarkı çalıyor yine, 'Wonderful, wonderful'. Nat King Cole muydu?

Şubat 19, 2009

369

- "For the purposes of clarification... when you said you didn't... did you mean you didn't say you wanted to see me... or that you didn't, in fact, want to see me?

- "Hah... Isn't language a curious thing?"

(The Importance of Being Earnest/ Wilde)

Şubat 17, 2009

368

kandıracak birini bulursam, ancak
ona yazarım

herkesi kandırılabilirim
ama değmez

yazı, kandırmaktan başka da işe
yaramaz

hergün kaç kişiyi kandırıyorsun?
hiç

yalan söylediğimi biliyorlar, hava
hoş

kandırmak için kanmak lazım, ancak
öyle yazarım.

Ocak 12, 2009

367

A fabulous bird that flies backwards and thus does not know where it is going, but likes to know where it has been.
clipped from www.pantheon.org

Ouzelum Bird

blog it

Aralık 25, 2008

366

Where was the body found?
Who found the dead body?
Was the dead body dead when found?
How was the dead body found?

Who was the dead body?

Who was the father or daughter or brother
Or uncle or sister or mother or son
Of the dead and abandoned body?

Was the body dead when abandoned?
Was the body abandoned?
By whom had it been abandoned?

Was the dead body naked or dressed for a journey?

What made you declare the dead body dead?
Did you declare the dead body dead?
How well did you know the dead body?
How did you know the body was dead?

Did you wash the dead body
Did you close both its eyes
Did you bury the body
Did you leave it abandoned
Did you kiss the dead body

Harold Pinter (10 Oct. 1930 – 24 Dec. 2008)

Death (Births and Deaths Registration Act 1953)