Eylül 28, 2008
Ağustos 19, 2008
355
Mechanical skill and mathematical exactness eliminate the danger of the horse's uncertain temper, sudden fright and unruly disposition –no "Runaways" with "The Best Thing on Wheels."The controlling mechanism is simple, strong and instantly responsive to the will of the driver giving a sense of perfect security. There is no factor of uncertainty in the Oldsmobile –"Nothing to waste but the road." Price $650.00
Ağustos 05, 2008
354
It's not easy to improvise. It's the most difficult thing to do. Even when one improvises in front of a camera or a microphone, one ventriloquizes or leaves another to speak in one's place, the schemes and languages that are already there. There are already a great number of prescriptions that are prescribed in our memory and in our culture. All the names are already programmed. It's already the names that inhibit our ability to ever really improvise. One can't say whatever one wants. One is obliged, more or less, to reproduce the stereotypical discourse. And, so I believe in improvisation. And, I fight for improvisation. But, always with the belief that it's impossible. And, there where there is improvisation I am not able to see myself. I am blind to myself... and, it's what I will see --no, I wont' see it-- it's for others to see. The one who is improvised here –no, I won't ever see him.
Derrida (Unpublished Interview, 1982)
Derrida (Unpublished Interview, 1982)
Temmuz 31, 2008
353
Küçük memur odası; girdigini görmedim.
Duvarlar eski, yerler nemli. Tanıdın mı beni?
Ben burada çalışıyorum, müdür birazdan gelir.
Gitmeye meyillisin, ama bu kez bekleyeceksin.
Diyeceklerim var, bilmiyorum. Hatırladın, görüyorum.
Ciddi bir yer burası, standart kelimeler odası.
Kapıdaki başlığı okumadım, ama bu hikayeninki degil.
Sırtını yaslamış, süzüyorsun.
Hatırlarken güzelleştigime sevindim.
Evet, az önce camda beliren patrondu.
'N'apıcaz bu pezevengi' derken seni kastetti.
Seni degil, elindeki kagıtta yazan bir ismi.
Yoksa seni nerden bilsin...
Duydugunu biliyor ama. Utandı.
Arka kapıdan dolaşıp, girene kadar rengi yerine gelir.
Peki, ben ne yapacagım?
Ayaklanmış, odayı adımlarken sen, koşup sarılsam mı?
'Şimdi, bunu duymamış gibi mi yapacagız?'
Yutkunuyorsun.
Biliyorum, ne yapacagını. Hadi beni şaşırt. Yok, şaşırtma.
Yapamıyorum, o kadar istiyorum ki yüzüne dokunmayı.
Sensin işte. Merhaba! Yanagından öpecegim ve her şey geçecek.
Bir bakış atıyorsun, sanki hayata bakar gibi.
Bu ben miyim? Büyük hayal kırıklıgı?
Her seferinde 'gibi' olan ben, bu seferinde bari...
Neyin nesi bu uzaklık? Var olsa, aşılmaz mıydı er geç?
Zaman geçiyor, ellerim sürçüyor, yanagım acıyor,
Hayatın gibi bakıyorsun bana, sarılamıyorum.
Kapının yanında bekliyorum, duraklamıyorsun.
Duvarlar eski, yerler nemli. Tanıdın mı beni?
Ben burada çalışıyorum, müdür birazdan gelir.
Gitmeye meyillisin, ama bu kez bekleyeceksin.
Diyeceklerim var, bilmiyorum. Hatırladın, görüyorum.
Ciddi bir yer burası, standart kelimeler odası.
Kapıdaki başlığı okumadım, ama bu hikayeninki degil.
Sırtını yaslamış, süzüyorsun.
Hatırlarken güzelleştigime sevindim.
Evet, az önce camda beliren patrondu.
'N'apıcaz bu pezevengi' derken seni kastetti.
Seni degil, elindeki kagıtta yazan bir ismi.
Yoksa seni nerden bilsin...
Duydugunu biliyor ama. Utandı.
Arka kapıdan dolaşıp, girene kadar rengi yerine gelir.
Peki, ben ne yapacagım?
Ayaklanmış, odayı adımlarken sen, koşup sarılsam mı?
'Şimdi, bunu duymamış gibi mi yapacagız?'
Yutkunuyorsun.
Biliyorum, ne yapacagını. Hadi beni şaşırt. Yok, şaşırtma.
Yapamıyorum, o kadar istiyorum ki yüzüne dokunmayı.
Sensin işte. Merhaba! Yanagından öpecegim ve her şey geçecek.
Bir bakış atıyorsun, sanki hayata bakar gibi.
Bu ben miyim? Büyük hayal kırıklıgı?
Her seferinde 'gibi' olan ben, bu seferinde bari...
Neyin nesi bu uzaklık? Var olsa, aşılmaz mıydı er geç?
Zaman geçiyor, ellerim sürçüyor, yanagım acıyor,
Hayatın gibi bakıyorsun bana, sarılamıyorum.
Kapının yanında bekliyorum, duraklamıyorsun.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
