The propositions describing this world-picture might be part of a kind of mythology. And their role is like that of the rules of a game; and the game can be learned purely practically, without learning any explicit rules.
Wittgenstein/On Certainity, 95.
Şubat 23, 2009
370
Birazdan yağmur patlayacak. Yazın ıslandığında insan umursamıyor.
Geçen sefer şemsiyeye rağmen adım atamadım. Bir saçak altına sığınıp, ıslanmaya orada devam ettim. Koşarak gelen biri daha saklandı aynı kovuğa. O, baştan aşağı sırılsıklamdı. Şemsiye altına davet etsem mi diye düşündüm. Sonra, 'şemsiye de işe yaramıyor zaten' bahanesiyle durdum.
Hava karardı, ama kuru. Bir yarım saat daha bekler mi? 5:05.
Yine günleri, saatleri saymaya başladım.
Sınıftan tanıdığım biri yan masada arkadaşıyla oturuyor. Yağmur yağarsa birlikte yürürüz. Şemsiyeyi biriyle paylaşmakta kararlıyım bu sefer. Şirin bir kız.
Tuhaf bir Haziran. Geçen yıl da böyle miydi? İstanbul'a mı gitsem? Acaba orada da saatleri sayar mıyım?
Yağmur başladı bile. Yan masadaki yaşlı adam, "şemsiyenizi paylaşabilir miyim?" diye sorup, karşıma oturdu. Bu kadar basit olabilir mi?
Sigarası bitince gitti. Yazmaya devam edebilirim. Açık havada, hava açıksa daha keyifli oluyorum, evet. 5:23.
Ithaka'ya dönüp ne yapacağım? Hoş, televizyon seyrederken insan saatleri unutuyor. O da bir yön. Yarın bilmediğim bir kütüphanede, bir kitap avlamam lazım. Yoksa, 15 dolara satın almak gerekecek.
5:30. Yapılmayı bekleyen işler. O şarkı çalıyor yine, 'Wonderful, wonderful'. Nat King Cole muydu?
Geçen sefer şemsiyeye rağmen adım atamadım. Bir saçak altına sığınıp, ıslanmaya orada devam ettim. Koşarak gelen biri daha saklandı aynı kovuğa. O, baştan aşağı sırılsıklamdı. Şemsiye altına davet etsem mi diye düşündüm. Sonra, 'şemsiye de işe yaramıyor zaten' bahanesiyle durdum.
Hava karardı, ama kuru. Bir yarım saat daha bekler mi? 5:05.
Yine günleri, saatleri saymaya başladım.
Sınıftan tanıdığım biri yan masada arkadaşıyla oturuyor. Yağmur yağarsa birlikte yürürüz. Şemsiyeyi biriyle paylaşmakta kararlıyım bu sefer. Şirin bir kız.
Tuhaf bir Haziran. Geçen yıl da böyle miydi? İstanbul'a mı gitsem? Acaba orada da saatleri sayar mıyım?
Yağmur başladı bile. Yan masadaki yaşlı adam, "şemsiyenizi paylaşabilir miyim?" diye sorup, karşıma oturdu. Bu kadar basit olabilir mi?
Sigarası bitince gitti. Yazmaya devam edebilirim. Açık havada, hava açıksa daha keyifli oluyorum, evet. 5:23.
Ithaka'ya dönüp ne yapacağım? Hoş, televizyon seyrederken insan saatleri unutuyor. O da bir yön. Yarın bilmediğim bir kütüphanede, bir kitap avlamam lazım. Yoksa, 15 dolara satın almak gerekecek.
5:30. Yapılmayı bekleyen işler. O şarkı çalıyor yine, 'Wonderful, wonderful'. Nat King Cole muydu?
Şubat 19, 2009
Şubat 17, 2009
Ocak 12, 2009
367
A fabulous bird that flies backwards and thus does not know where it is going, but likes to know where it has been.
|
Aralık 25, 2008
366
Where was the body found?
Who found the dead body?
Was the dead body dead when found?
How was the dead body found?
Who was the dead body?
Who was the father or daughter or brother
Or uncle or sister or mother or son
Of the dead and abandoned body?
Was the body dead when abandoned?
Was the body abandoned?
By whom had it been abandoned?
Was the dead body naked or dressed for a journey?
What made you declare the dead body dead?
Did you declare the dead body dead?
How well did you know the dead body?
How did you know the body was dead?
Did you wash the dead body
Did you close both its eyes
Did you bury the body
Did you leave it abandoned
Did you kiss the dead body
Harold Pinter (10 Oct. 1930 – 24 Dec. 2008)
Death (Births and Deaths Registration Act 1953)
Who found the dead body?
Was the dead body dead when found?
How was the dead body found?
Who was the dead body?
Who was the father or daughter or brother
Or uncle or sister or mother or son
Of the dead and abandoned body?
Was the body dead when abandoned?
Was the body abandoned?
By whom had it been abandoned?
Was the dead body naked or dressed for a journey?
What made you declare the dead body dead?
Did you declare the dead body dead?
How well did you know the dead body?
How did you know the body was dead?
Did you wash the dead body
Did you close both its eyes
Did you bury the body
Did you leave it abandoned
Did you kiss the dead body
Harold Pinter (10 Oct. 1930 – 24 Dec. 2008)
Death (Births and Deaths Registration Act 1953)
Aralık 22, 2008
365
Philosophy is a battle against the bewitchment of our intelligence by means of language. Moreover, the tool against this bewitchment is language.
Wittgenstein
Wittgenstein
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)