Mayıs 09, 2008

341

Geniş bahçede bir agaca dayadım sırtımı.
Rüzgar esti, üzerime sarı çiçekleri indi.
-Hoşgeldin. -Hoşbulduk.

Yanımda trene binerken aldıgım kahve bile var. Sogudu ama hava ılık.

Agacın kökleri herhalde on metre yayılmış. Yer yer topragın üzerinde, kalın, nasır gibiler. Kovuguna koltuga kurulur gibi sıgdım. Ne kadar burada oturabilirim? Bilmem.
Burada zaman yok ki...

Zaman yok, ve zamanla hesaplaşıyorum. Geçen yıl bu zamanlar? Nereden nereye geldim? Bir yere vardım mı, yoksa hala yolda mıyım?

Karşımda kızıl bir kuş duruyor. Aklımda yine aynı soru.

'Ne zaman eve dönecegim ben?'

Kuş hazırcevap: 'Evindesin...'

'Peki, evde de evimi bulabilecek miyim?'

'Kapıyı bul'... 'Evin hep yerli yerinde. Kapıyı bul yeter.'

Ah! Gördüm kapıyı! Şimdi, şu anda ardına kadar açık.

Evimdeyim...
Başka bir yere gitmek istemedigim yerde, saatteyim...

Nisan 24, 2008

340

Saçıldım ortaya. Düşünceni durdur. Başka şeyleri durdurmak istiyorum. Düşünceni durdur. Düşüncemi durdurmak istemiyorum. Demek seviyorsun. Ne demek! Ne demek! Peki ya? Hesaplaşma! Düşünceni durdur. Çok mu geç? Aksine erken. Bekleyeyim. Bekle. Neyi bekleyecegim? Bir günü. Birgün düşüncemi durduracagım. Şimdi? Şimdi degil, sıkışmasını izlemeli. Bu kadarı yetmez mi? Ip henüz bogazından geçti. Daha ne olsun! Ip sıkılaşacak, daralacak, hareket etmeye çalışacak, daha çok sıkışacak. Taburesini iteceksin? Yapmam o iyiligi. Kendi atlayacak!? Kendi atlayacak. Bogulacak? Atlamadan önce bogulmuş olacak. Ferahlayacak. Öyle. Sence özgürlügü anlayacak mı? Affederse belki. Affetmezse? O zaman hiç atlamayacak. Ipte yaşayacak? Öyle. Kurtarıcı bakınacak. Öyle. Yardımına giden olursa? Ipi bekleyen bekçi kaçıracak. Bekçinin üstesinden gelirse? Bekçi yenilecek, bekçiyi yenen kaybedecek. Nasıl? Özgürlügüne kavuşursa bir daha geri vermeyecek. Öteki ihtimal? Bekçi yenecek, hepsi kaybedecek. Nasıl? Ipi bırakmayacak, ruhu çıkana kadar sıkacak. Bekçi? Iple meşgul oldugu için çoktan yitip gittigini anlamayacak. Yok olacaklar? Sessizce. Hiç olmamışlar gibi? Hiç olmamışlar gibi.

Nisan 14, 2008

339

Don't touch me! Don't question me! Don't speak to me! Stay with me!
–Gogo.
(Waiting for Godot)

Mart 22, 2008

338

Ibn `Arabî goes on to describe his meeting with Ibn Rushd as follows:
He said to me, “Yes.” I replied, “Yes,” and his joy in me increased. When I perceived why he had become happy, I said, “No.” He became constricted, his color changed, and he began to doubt himself.
He asked, “How have you found the situation in unveiling and the divine effusion? Is it the same as is given to us by rational consideration?” I replied, “Yes and no. Between the yes and the no spirits fly from their matter and heads from their bodies.”[1]

Mart 18, 2008

337

Mart 10, 2008

335

Kalbimin yerinden fırlayası var
bir de el var demirden, abanmış.
Kafesinde dum dum.
Yaylı somyayı bürüm bürüm basan
koca bir göt gibi;
agır, yerinden kalkmıyor.
Bir ben, bir koca gövdem, bir de demir pençe
mıhlanmışız yerimize.
Kime söylüyorum hu! Kendim, duyuyor musun?
Bırak beni, gevşet ellerini
Israrın cılız bir otun ucuna
ayı asmaya benzer.
Koparım ben, ay başına geçer.
Dişlerimle dagı kaldıramam,
ıslıgımla meyvaları dökemem
boynumla ayaklarımı taşıyamam.
Kelimelerin hiçbiri bir degil
Bu söylemek istedigim degil.

Mart 04, 2008

334

I'm not an activist
I'm not a passivist either
I just don't care
but, I care that I don't.

stop the wars! they say,
why?
war cannot cease
if there's white, black is its need.

resistance is not futile! they say
yes, nothing is futile...
including shit.

who is innocent?
at what time,
precisely where?
who can tell?

killing is an ethical impossibility.
but, we cannot even ban it
killing the killer?
this is as far as the civilization had come.

was there ever peace?