Haziran 05, 2007

262

Beş para etmez bir taş bile eriyor giydiği suyun altında. Öylece durmak imkansız. Demek ki akmalı parçalanıp, belki de süzülmeli bir derinin altına ve orada kurumalı. Anladın mı, tenindeki tuz gibi.

261

Ağzında uyumak isterdim.

260

Korkuyu ya karşına alırsın,
her vuruşta masumiyetini parlatır;
ya da içine girersin, ruhun ağarıncaya kadar.
Böylece korku sen olursun.

259

Hayatta yapacak daha delice bir şeyi olmadığını söyleyene şöyle de:
Dans üzerine bir kitap yaz ve hiç dans etmeden. Bir senfoni bestele, elini hiçbir tuşa dokundurmadan, ve hiç çalınmamak üzere. Hiç değilse, hergün üzerine kendi kadar kum yığdığın bir tepenin ardını görmeye çalış.

258

Bir koridor, içim kadar sıkışık. Düğüm aklımda, kollarımda ve sonra ağzımda. Bir düğüm diğerini çözüyor.
Büyük Iskender’in kılıcı, dişlerimin arasında. Sonunda.

257

Kahve bardağı sonunda ölü bir ağaca benzedi.
Halkaları sayarak bu gece kaç kabus göreceğimi bulalım şimdi.

256

Gördüklerim aynadan geri yansırken, bildiklerimden bir fazlası vardı içinde. Benim yerimde, benim kolumu uzatmış, arkasına bakıyor ve orada dehşetle onu izleyen ben’i, ileriyi görebilen bir kurtun gözleriyle süzüyorrrrdu. Derken, bildiğim bütün şeytanlar teker teker sökün ettiğinde, kayboldu gitti ve anladım ki, bildikleri bildiğimden fazlası değildi. Galiba içimde masum olan ne varsa dehşet içinde yaptıklarımı seyrediyor ve diyor ki: “Hiçbir iblis korku veremez bana, gördüklerimden daha fazla.”