Ekim 07, 2006

101

Ekim 06, 2006

100

emin degildim;
resim çekmek yasak mı,
degil mi.
dügmeye basmamla
flaş patladı.
Kısaca 'Oh My God!' la
yetinmeyip;
'Oh My God! I'm sorry!'
deyivermişim...
sanırım huşu içinde dolaşan
turist kafilesine.
fakat,
emin degilim.

Ekim 03, 2006

99*

Hani akmak istersin ya
Omuriliginden aşagı
Kemigi beyazlatarak
ve dolaşıp
Omuzlarının simetrisinde kenetlenirsin
su içinde...

işte artık öyle olmak istemiyorum.

98*

Ne kadar içten? Ne kadar dogru? Insanlar dolaplara konduklarında farklı mı görünüyorlar? Eger birgün aniden gitmek gerekseydi fotograflarını yanına alır mıydın? Geri dönüp toplar mıydın? Eger birgün gitmek gerekseydi, yanına ne alırdın? Bir bacak? Bir göz? Daha önce kimse benim için dua etmemişti. O zaman parmaklarımı kokla; onlar her yere girebiliyorlar. Bu arada cevap ver: Ne kadar içten olunabilir?

97*

anlamak bir haftamı aldı
ama terkedildim
hem de ayın yedisinde
bütün plaklarıyla beraber ugurlu sayılarımı da alıp gitti.

. . .

bunu ben mi yazmışım?
acaba o kimdi?
7 de burada oysa.
işte sapasaglam.
zaten yapmaz öyle şeyler
benim sevdigim adamlar
degil mi ki sevmişim
hepsini birden özledim.
ah!
bu ne güzel yalnızlık!

96*

Içeriye duman yagıyor, zaman akşam olsun. Perde yerine şehrin sesi asılı pencerede. Su akıyor mermere. Bir kap, bir kucak. Dizlerin orada, sıcaktan bayılmış. Çöl sogugu kapıda. Uzak. Uzaklık? Dalgalanıyor saçların üzerimde. Bulut kadar yokuz aslında. Bire kadar sayıyorum, sonra da uyanıyorum zaten. Bir yakın. Bir uzak.

95*

Eskiden bir pembe vardı giydigim. Yosunlar bitmiş üzerinde; olan olmuş. Küf sürmüş dügmeleri. Erimiş cebi bir otel anahtarına sönmüş. Yukarı odada beyaz küvet hala ılık ama musluklar nerede? Tavanından ampul damlıyor tak tuk. Soguktan sıvalar morarmış, bayılmış ıslak pembe müsvettesinin üzerine. Halı yok. Duvar da. Damlalar sonsuzdan geriye dogru sayıyorlar.

(*eskiden T. Urby Lance ismiyle yazıyormuşum :)